6 Ağustos 2012 Pazartesi

Uğurcan ATAOĞLU > Orduspor Taraftarı

Böyle bir başlık kullanmak ne acı bir durumdur. Yine geldi konu menekşeli logoya.


 Yine gördük Büyük Orduspor Taraftarı'nın ne kadar büyük olduğunu, yine gösterdiler bize 1 kişinin binlerce kişiden üstün olduğunu. Başkan Nedim Türkmen'in açıklamasından bir bölüm:

Basket takımında ve diğer Hentbol'da menekşeleri de kullanacağız. Uğurcan bey kararlı o konuda.
 Ne diyelim, Uğurcan bey dediyse öyle olmalı. Sonuçta Orduspor taraftarın, halkın değil. O'nun, Bu'nun Takımı ve o yüzden başlık Uğurcan ATAOĞLU büyüktür Orduspor Taraftarı şeklinde. Ve ben, bireylerin sevdamızdan daha büyük olduğu bir oluşumda, Ordusporluluğumdan utanıyorum.

24 Temmuz 2012 Salı

soL geliyor !


soL'un okuru başka olacak!

   soL, okuduğu gazeteden memnun olmayan insanların yeni gazetesi olacak. Aynı zamanda, okunacak gazete bulamayan, gazete okuma alışkanlığı olmayanları da kazanacak. Kendi okurunu yaratacak. Daha önemlisi, yeni bir okur kültürü yaratacak. Bizim gazetemiz de, okurlarımız da başka olacak.

   soL, kısa zamanda ülke genelinde önemli bir okur kitlesine sahip olacak. Kimileri, belki başka gazeteleri bırakıp soL okumaya başlayacaklar. Kimileri ise, şu an hiçbir gazeteyi düzenli okumayan, ama soL’la beraber her gün sahip çıktıkları gazeteyi okumaya başlayan insanlar olacak. Evet, soL kendi okurunu yaratacak. Liseliler, genç işçiler, ev kadınları... Basına güvenmeyen, eline diğer gazeteleri aldıkça küfreden, veya memleketten umudunu kestiği için olan biteni görmek istemeyen birçok kişi, soL’la birlikte günlük gazete okuyucusu olacak. Ama soL, bir başka açıdan da kendi okurunu yaratacak. Var olan medyanın ürettiği alışkanlıkları, kalıpları, gazete-okur ilişkisini kıracak. İç politikayı siyasetçi demeçlerinden, ekonomiyi şirket reklamlarından, dış haberleri dünya magazininden ibaret sanan medyanın yapmadıklarını, yapamadıklarını yapacak. Ekonomiyle ilgilenmeyen okurlarına ekonomi sayfası okutacak, dış haberleri boşveren okurunun dünyayı izlemesini sağlayacak. soL’un okuru, gazetenin sadece alıcısı değil, parçası olacak. Fakat bu, sermaye gazetelerinin “bu sizin gazeteniz” lafları gibi bir göz boyama değil. soL’un okurlarıyla kendine has bir ilişki geliştirmesinin sebebi var. soL, okurlarıyla birlikte bir mücadelenin parçası olacak.

   soL okurları gazeteye nasıl katkıda bulunacak?

   soL, yola sadece “habercilik” yapmak, var olan günlük gazetelerin “iyisini” yapmak üzere çıkmadı. Elbette habercilik yapacağız, gazeteciliği, var olan örneklerinden daha iyi yapacağız. Fakat soL, yola bir mücadelenin parçası olarak çıktı. soL’daki her satır, bu mücadeleyi güçlendirmek, halkın hakkını ararken elinde silah olacak bilgileri sunmak üzere kaleme alınacak.
   Okurlarımızın soL’a yapabileceği en önemli katkı da, işte bu mücadeleyi büyütmek. soL mücadeleyi, mücadele de soL’u besleyecek. soL’un başarısı, mücadeleye yaptığı katkıyla ölçülecek.
   soL’un haberleştirdiği bir grevin fabrikadaki işçiler tarafından iş arkadaşlarına ulaştırılması, bir belediye başkanının yolsuzluk haberinin kentin mahallelerinde ses bulması, okulunun medreseye dönüştürülmemesi için verilen mücadeleye dair soL’un haberinin, o okuldaki öğrenci, veli ve öğretmenlerin başlıca desteği olması... soL’un okurlarına, okurlarının ise soL’a yapacakları katkının özünü, bu oluşturacak. soL, halkımızın örgütlenmesinin, kavgasının aracı olacak.
   Sesimiz, hep beraber yükselecek.

   soL okuru külyutmaz!

   Var olan medya düzeni, gerçeği görmezden gelmek, örtbas etmek, çarpıtmak, yeri geldiğinde de yalan söylemek üzerine kurulu. Gazetemiz, düzenin medyasına karşı gerçeğin savaşını verecek. Gerçek, emekçilerin yanında.
   soL’un okurlarının, bu medyanın yalanlarına karnı tok olduklarını biliyoruz. soL okurunu “kandırmak” kolay değildir.
   Bu gerçek, bize de büyük sorumluluk yüklüyor. soL Portal’dan tanıdığımız okurumuz, haberlerimizdeki ufak yanlışlıkları, eksiklikleri anında bildirmek konusunda çok maharetli. Biz bundan mutluyuz. Çünkü hiçbir zaman okurumuzu kandırmayı, “nasılsa fark edilmez” demeyi aklımızdan geçirmedik. Okurumuzun da sayesinde hata yapmamayı, eksik bırakmamayı ilke edindik.
   Gazetede de okurumuzun bu rolünü sürdüreceğini biliyoruz. Okurlarımız uyarı ve eleştirileriyle soL’un sağlamasını yapacak, önerileriyle gazetenin içeriğinin kalitesinin artırılmasına ve zenginleşmesine katkıda bulunacak.



30 Haziran 2012 Cumartesi

Haberciyim Diye Geçinenler


Şimdi size Ordu'daki bir haber sitesinin, habercilikten başka her şeye benzeyen sözde haberini gösteriyorum. Haberin başlığı fotoğrafta da gördüğünüz gibi CHP'li Ordu Belediyesi'nin hizmet götürmediği tek yer AK Parti binası... diye devam ediyor.

Be adam, sen ne biçim gazetecisin? Kime yaranmak için bu haberi yapıyorsun? Habercilik böyle bir şey ise biz de açalım Ordu'yla ilgili bi haber sitesi çıkarlarımız uğruna haber yazalım, çizelim. Bu mudur yani övünerek yaptığınız meslek?

Sen hiç Ordu'nun sokaklarında, mahallelerinde dolaşmadın mı? Yenimahelle'yi gördün mü? Gel seni ve AKP'li dostlarını Yenimahelle'nin caddelerinde dolaşmaya davet edelim. Belki Yenimahalle de AKP'lidir o yüzden buralara da hizmet gelmemiştir. Koskoca Ordu sokaklarında bütün yollar yapılmış da, bir tek sizin dostlarınızın caddesi öyle kalmış gibi haber yapıyorsunuz. Ayrıca İdris Naim Şahin'in de dikkatinden kaçmadı demişsin. Niye ona orada demedin o zaman, sadece burası böyle değil çoğu yerde çalışma var diye. Kendimi şu anda adeta Ordu Belediyesi'nin avukatı gibi hissettim ancak Ordu Belediyesi hakkında da (her ne kadar yanlış bilgiler de versem) yazılarımızı yazdıK. Neden AKP binasının bulunduğu caddenin önce onarılması gerekiyor? AKP'nin benden ne farkı var? İktidarda diye onlara mı hizmet edilmesi lazım? Ki kaldıki onlar CHP'li belediyeye ne zaman destek vermişler? Ordu Belediyesi AKP'nin olsaydı belediye binası için bu kadar geç kalınır mıydı? Ya da işleri yolunda gitmez miydi? Pardon, özür dileriz Sayın haberci büyüğümüz. Yanlış sözler söylememişizdir umarım.

Ve aslında sizin bu habercilik anlayışlarınızı kökten değiştirmeniz gerekiyor. Çünkü bu yaptığınız gibi bir çok hatalar yaptınız. Hazır konusu açılmışken onlardan da bahsedeyim.

Ben Fidangör Taraftar Grubu üyesiyim. Ve biz Galatasaray şampiyon olduğunda sokaklara çıktığımızda orada siz de vardınız. Ertesi gün sitenizde şöyle iki tane haber vardı. Orduspor Taraftarı Galatasaray'ın Şampiyonluğunu Kutlatmadı ve Galatasaraylıların Şampiyonluk Kutlama Görüntüleri...

Şimdi siz öyle bir oynuyorsunuz ki, iki tarafı da dengede tutmaya çalışıyorsunuz. Halbuki doğruları yazsanız açık açık en ufak bir söz söyletmemiş olursunuz kendinize. Ve bu haberlerden daha önemlisi de var.

O gece sokaklarda çektiğiniz videoları gün içerisinde paylaşıma sundunuz. Emniyet'in olaylarda bulunan kişileri aradığını bile bile böyle bir hata yaptınız. Ve açık konuşmak gerekirse ben bu durumun farkında bile değildim, ta ki ( her ne kadar sizi haberci olarak görmesem de ) meslektaşınız olan başka biri, sizin videolarınız bende var ancak polislere malzeme olur diye internete yüklemedim sözünü duyana kadar.

Ve ben sizi bir konuda daha uyardım, konuşmalarımızda kayıtlı bir şekilde duruyor. Siz, kişilerin isteği doğrultusunda haberlerin içeriğinde değişiklik yapıyorsunuz. Açık açık konuşalım, gizlimiz saklımız olmasın. O gece Galatasaraylılara saldırdığımız gece bir haber attınız sitenize, Fidangör Grubu galatasaraylıların kutlamasına engel oldu diye. Aradan belirli bir süre geçti, haberinizin içeriğinde değişiklik yaptınız. Fidangör Grubu ve ********* Grubu kutlamalara engel oldu yazdınız. Halbuki o gruptan bir kişi dahi yoktu olayların içerisinde. Fidangör Grubu maç öncesinden bile duyuru yaparken, herkesi örgütlenmeye çağırırken sesi soluğu çıkmayan insanların ismini haberin içeriğinde kullandınız, değişiklik yaptınız. Ve bunu size söylediğimde bana O grubun başındaki insan beni aradı, ricada bulundu gibi bir cümle kurdunuz. Bu nasıl bir haberciliktir? İnsanların ricalarına göre haberin içeriğinde değişiklik yapıyorsunuz ve haberciyim diye geçiniyorsunuz. Bakın Ordu'nun dolaşmadığınız caddesi, sokağı, köyü, bahçesi, deresi, ırmağı kalmamış olabilir sizin için. Ancak böyle habercilik olmaz. Vicdanınızla sizi başbaşa bırakmak isterdim ancak, sizde değişiklik olacağını sanmıyorum bu saatten sonra.

Sitenizin adını ve sizin adınızı paylaşmıyorum. Fotoğrafta herşey var ancak, en fazla bu kadar gizleyebilirdim isminizi. Her ortamda Fidangör Grubu'ndakileri seviyorum demesini biliyorsunuz. Biz de sizi çok sevdiğimizi söylemek isterdik ancak, herkes yaptıklarıyla rengini belli ediyor.

Elektrikler kesilince göreceğiz bakalım elinize kalem aldığınızda kim aydınlatacak sizin o bembeyaz kağıdınızı...

27 Haziran 2012 Çarşamba

Başkan Dediğin


soL serbest'in en az yazı yazan yazarı olarak 3. yazımı yazıyorum. Biraz utanç verici ama bazı sorumluluklarımdan dolayı fırsat dahi bulamıyorum. Bir de kulüp içerisinde çalışıyor olmam ve bunu da kulübün içerisinde kimsenin bilmiyor olması durumu daha da zorlaştırıyor.

Ancak bu yazımda sizlere bir Spor Kulübü'nün içinde olduğu durumu anlatacağım. Bu yazacaklarım kesinlikle Orduspor'u ilgilendirmiyor. Orduspor Kulübü ile hiçbir ilgisi yok.

Bir adam gelecek, kulübün koltuğuna başkanım diye oturacak. Öyle vaatlerde bulunacakki, dediğinin çoğunu yaptığı gibi bir bölümünü de yapmayacak. Ve kulübün giderlerini kulübün kasasından değil de kendi hesabından karşılayacak. 200.000 TL maliyeti olan bir çalışmayı faturaya 400.000 TL olarak gösterecek ve fazladan 200.000 TL piyasaya sürebilecek. Futbolcuların parasını dahi kulübün kasasından değil, kendi banka hesaplarından ödeyecek. Aslında geçmişinde SOLCU bir kimliği olan insan, kulüp başkanı olduğu günden itibaren iktidar yalakalığı yapacak ve onlara boyun eğecek. Tabi ki bulunduğu kulübün çıkarlarını düşünerek hareket edecek. Bazen yeri gelecek Türk Futbolu'nun demirbaşı sayılan insanlara bile kafa tutabilecek bu kişi. Ardından da korkuyormuş gibi gözükerek aslında sıradan bir başkan olduğunu halka yutturmaya çalışacak. Her televizyon programına katılarak isminden sıkça söz ettirecek. Spor yorumcularıyla atışacak, kulüp başkanlarıyla sürtüşecek. Bulunduğu kulübün değerleriyle oynayarak büyük ve tehlikeli girişimlere kalkışacak. HES'e karşı çıkan taraftarlarını bile karşısına alarak gizliden gizliye HES için çalışmalara başlayacak. Koltuğa oturduğu günlerde taraftar gruplarını hiçe sayması bir yana, işi düştüğü zaman büyük ordinaryusspor taraftarı diyerek taraftarı gaza getirecek. Çok çok büyük bir insanın yanında çalışarak onun parasını aklayacak. Ne kötü bir durum...

Düşünsenize böyle bir başkan Orduspor'un başına gelecek, Allah korusun diyorsunuz içinizden. Allah korudu bizi ki böyle bir başkanımız yok.

Hadi şükredelim Tanrı'ya.


24 Haziran 2012 Pazar

Ah be abi...


Sen yanımızdan gittiğinden beri, hep birşeyler eksik kaldı hayatımızda.

21 Haziran 2012 Perşembe

Ne Belediyeymiş Arkadaş

Hikaye hatta roman yazılır bu arazi için ama bu konuyu fazla uzatmayacağım. Ama yine inceden inceye bazı kurumlara ve kişilere sözümü söyleyeceğim.

Ordu Belediyesi hizmetteki binasını yıkarak, fuzulî bir şekilde binayı yenileme çalışmasına girdi. Aslında belediyekilerin yaptığı tek hata, mühendislerin sözüne inanmak oldu. Binayı ayakta tutan direkler sağlamlaştırılamadığı için yenileme yapılmadı. Bunun yerine tamamen yıkıldı ve yıkılan molozlar 60-70 bin TL arasında bir paraya satıldı.

Ordu Belediyesi, orada burada yarısı taşbaşında yarısı bir iş merkezinin en üst katında olmak üzere hizmetine devam etti. Ancak bi belediye bu şekilde nereye kadar idare edecek merak etmiyor da değiliz.

Belediye binasını, Karşıyaka Mahallesi'nde bulunan karayollarına ait araziye valilikle birlikte yapılacak diye duyuruldu. Bitiş tarihi 2017 söylentileri dolandı durdu. Bi aklı başında adam da çıkıp belediye binamız şurada olacaktır, kararlaştırıldı diye açıklama yapmadı.

Ordu'daki herkes binanın olduğu yere yapılacağını sanıyor ancak bu konuda büyük yanılgı içerisinde olduklarını dile getirmek isteriz. Hatta o arazinin otopark olarak kullanılması şu anda daha ağır basıyo resmî kurumların arasında. Çünkü oranın otopark olması, bazı büyük iş adamlarının işine geliyor. 5 saat önceki ekmeği bayat diye çöpe atan insanların ekmek teknesinin önü kapanır diye, bi yerleri sağlam olan insanların isteğine göz yummayı bile düşünüyorlar.

Halbuki oraya yapılabilecek en güzel şey bir meydandır. Aslında bu konuda içinde daha söylenecek çok şey var da, zamana bırakıyorum. Sırf kendi partilerinde olmadığı için devletin olanaklarını kullandırmadıkları iddiası bile dolanıyor sokaklarda, düşünün artık.

Peki şöyle düşünülse nasıl olur? Sonuçta bir dahaki seçimlerde %90 Seyit Torun Milletvekili Adayı olacak CHP'den. Ama öncesinde belediye seçimleri var. Yani belediye seçimlerine aday olduktan sonra milletvekili seçimlerine de aday olabilir hali hazırdaki görevinden istifa ederek. Yani belediyeyi AKP'ye kaptırmamak için böyle birşey yapabilirler. Tabi onların da bildiği bir gerçek var burada. Ordu'nun en eski yerleşim mekanlarına getirilen yardıma muhtaç insanların sayısını bilseniz dudaklarınız uçuklar. Karadeniz'de neden Samsun, Trabzon değil de Ordu ve Giresun'a getirildi bu insanlar hiç düşündünüz mü? Ya da bu insanların geldiğinden haberiniz var mı? Tabiki yok...

Seçimlerde kendilerine oy verecek insanları Ordu'ya getirttiler, o da yetmiyormuş gibi bunu hiçbir şekilde medyaya yansıttırmadılar. Çünkü yazılıp, çizilecekti. Zaten Ordu Belediyesi CHP'nin diye Seyit Torun'un projelerine engel olmaktan başka bir şey yapmadılar. Belediyeyi bir daha kaybetme niyetinde de değiller.

Konuyu çok uzattığımın farkındayım ancak sadece şunu düşünün. Ordu Belediyesi AKP'nin olsaydı, belediye binasıyla ilgili bu kadar karışıklık yaşanır mıydı? Yoksa bina anında oraya dikilir miydi(?)

Şimdi yıkıldı bu bina...




İzin verilseydi böyle olacaktı...




19 Haziran 2012 Salı