1 Temmuz 2011 Cuma

Yazıklar OLSUN !

Orduspor Yönetimi'ne;

Daha kulübün başına geleli bi kaç yıl oldu, yaptığınız olumlu o kadar çok şey var ki bu renkler için onlara diyecek hiçbir sözümüz yok. Genelde insanlar, kurum ve kuruluşlar yaptıkları iyi şeylerden çok kötü şeylerle anılırlar. Bu sadece sizin için geçerli değil tabi ki...

Şimdi kombineler, tribünler ve taraftarlar hakkında bir kaç şey yazmak istiyoruz.

Samsunspor Yönetimi'nden yapılan açıklamayı okuyalım:

"Samsunspor Başkanı Kazım Gürol Yılmaz başkanlığında yapılan haftalık olağan yönetim kurulu toplantısında alınan karara göre, kombine kart fiyatları kale arkası 150, Maraton 300, VIP-A bin 500, VIP-B 750 TL olarak belirlendi. Tek maç bilet fiyatları ise 10 ila 100 TL arasında tutuldu.

Yönetim kurulu toplantısında ayrıca, kale arkası ve maraton kart fiyatlarında kadınlara, öğrenci ve taraftar gruplarına yüzde 50 indirim yapılması da kararlaştırıldı."

Bursaspor Yönetimi'nden yapılan açıklama:

Açıklanan kombine bilet fiyatları şöyle:

VIP A-B 1. Sıra……………………….: 7.000 TL

VIP A-B 2 ve-6.Sıralar…………………: 4.250 TL

VIP C BLOK……………………………: 2.000 TL

Kapalı A-B-C Blok……………………..: 2.000 TL

Maraton………………………………: 650 TL

Kapalı Kale Arkası…………………….: 375 TL

Spor Toto Süper Lig tek maçlık bilet fiyatları:

Galatasaray, Beşiktaş, Fenerbahçe ve Trabzonspor maçları:

VIP A-B 1. Sıra………………….. ….: 350 TL

VIP A-B 2 ve 6. Sıralar………………..: 250 TL

VIP C BLOK……………………………: 130 TL

Kapalı A-B-C Blok……………………..: 130 TL

Maraton………………………………: 50 TL

Kapalı Kale Arkası ……………………: 30 TL

Açık Kale Arkası………………………: 20 TL

Misafir Tribün………………………..: 20 TL

Spor Toto Süper Lig’de oynanacak diğer 13 maçlardaki bilet satış fiyatları:

VIP A-B 1. Sıra……………………….: 350 TL

VIP A-B 2 ve 6. sıralar………………..: 250 TL

VIP C Blok……………………………: 125 TL

Kapalı A-B-C Blok……………………..: 125 TL

Maraton………………………………: 40 TL

Kapalı Kale Arkası ……………………: 25 TL

Açık Kale Arkası………………………: 15 TL

Misafir Tribün………………………..: 15 TL

Trabzonspor Kombine Fiyatları:

KOMBİNE KART FİYATLARI

KALE ARKASI 300,00 TL

TÜRK TELEKOM (MARATON) B, C, F, G BLOKLAR 600,00 TL

TÜRK TELEKOM (MARATON) E, H BLOKLAR 350,00 TL

TÜRK TELEKOM (MARATON) A,D BLOKLAR 450,00 TL

KAPALI A, D, E, H BLOKLAR 1.250,00 TL

KAPALI B, C, F, G BLOKLAR 1.500,00 TL

VIP 3.000,00 TL

VİP ÖZEL 1. SIRA 20.000,00 TL

VİP ÖZEL 2., 3. SIRALAR 15.000,00 TL

VİP ÖZEL 4., 5. SIRALAR 13.000,00 TL

VİP ÖZEL 6., 7., 8., 9., SIRAL. 10.000,00 TL

Peki ya Ordusporumuzun kombine fiyatları?

Kale arkası: 300

Maraton: 600

Kapalı: 900

VIP: 3000

Protokol: 20000 Lira olarak belirlenmiştir.

Bizim yıllardır Orduspor peşinde nerelere gittiğimizi hanginiz biliyor? Hanginiz çekiyor bu cefayı? Şimdi parası olan sefasını sürsün, biz yine cefa mı çekelim? Olsun be yine çekeriz cefamızı paşalar gibi. Samsunspor Yönetimi taraftar gruplarına %50 indirim uyguluyor. Bizim yönetimimizde böyle bir çalışma göremiyoruz. Gözünüzü para mı bürüdü? Paradan başka birşey düşünemiyor musunuz? 10.000 TL almayın da 8.000 TL alın ne var bunda? Öğrenciyiz, çoğumuz ailelerimizden aldığımız paralarla, çalıştığımız paralarla maçlara gelip 90 dakika destekliyoruz zaten. Asıl yapmanız gereken stada gelirken yanında çekirdek getirenin çekirdeğini stada sokmamak olmalıdır. Ankara'daki final maçı gibi bi atmosfer istiyorsanız taraftar gruplarının istediklerini yerine getirin. Onlar kadar cefa çeken yok bu Ordu'da.

17 Haziran 2011 Cuma

Pes etme Reis, biz hep seninleyiz!

Orduspor Tribünleri'nin en büyük emekçisidir kendisi, verdiği emekleri bi kenara bırakalım ve asıl konuya gelelim, Güven abimizin kan kanseri olduğunu Ordu'da duymayan yoktur heralde ama sağolsun yönetimimiz çok duyarlı, Orduspor Resmi Sitesi'nden en ufak bir açıklama bile yoktur abimiz için. Duyarlı yönetimimize yazıklar olsun.

Ama...

Her ne olursa olsun, yeri geldi sustun, yeri geldi vurdun ama asla bırakmadın kardeşlerini, seni susturmaya çalışsalar da sen hiç susmadın. Kimse yokken sen vardın, çoğumuz tribünle senin sayende tanıştı. Kovalayacağımız Giresunluları düşün Pes etme Reis, Biz hep seninleyiz.

4 Mayıs 2011 Çarşamba

Fikri Sönmez bu Şafaklarda !


Fikri Sönmez bu şafaklarda!

Terzi Fikri öyle bir giysi dikti ki Fatsa'ya
O Gürcü öyle bir gürledi ki arkadaşlarıyla
Noktalar, noktalı virgüller, askeri operasyonlar
Kimseler çıkaramaz Fatsa'nın sırtından!
Emek hakkının sımsıcak çıplaklığını. Can Yücel



1938 yılında Fatsa'nın en tutucu köylerinden olan Kabakdağ'da doğdu. İlkokulu bitirdikten sonra ailesinin geçimine katkıda bulunmak için bir terzinin yanında çıraklığa başladı. Yaşamının sonraki bölümünde geçimini terzilik yaparak sağladı.

Sosyalist düşünceyle 60'lı yılların ortasında tanıştı. O yıllarda TİP çerisinde çeşitli kademelerde görev aldı. Bu yıllarda gelişen antiemperyalist mücadele aktif olarak katıldı. 6. Filo'ya karşı düzenlenen eylemlerde Dev- Genç aflarındaydı. 68'den sonra Karadeniz'de emekçilerin örgütlenmesi çalışması içerisinde yer aldı.

1972'de THKP-C Davasından yargılandı. Yirmi ay kadar tutuklu kaldıktan sonra tahliye edildi. 12 Mart darbesinin ardından Karadeniz'deki devrimci mücadelenin örgütlenmesinde genç devrimcilere her zaman örnek oldu.

Fikri Sönmez 1978-79 yıllarında Giresun ve Ordu yörelerinde yapılan kitlesel Fındıkta Sömürüye Son mitinglerinin de aktif örgütleyicisi oldu.Geçtiğimiz yıllarda gerçekleştirilen fındık üreticilerinin eylemlerinde hala bu mitinglerin izlerine rastlanır.

1979 yılında yapılan Belediye seçimlerine devrimci bağımsız aday olarak katıldı. Fikri Sönmez'in başkan seçilmesinin neredeyse kesinleşmesi üzerine bölgedeki faşistler harekete geçtiler. 15 Eylül 1979 günü kendisine yapılan suikasttan bacağından yaralanarak kurtuldu.

Fikri Sönmez, daha önce CHP, AP, ve MSP'ye oy verenlerin de büyük bir bölümünün oyunu alarak Fatsa Belediye Başkanlığı seçimini, diğer tüm partilerin adaylarının aldığı toplam oy oranının toplamından daha fazla oy alarak kazandı.

Fatsa'da yürütülen ilk büyük belediye çalışmasından biri "Çamura Son Kampanyası"ydı. Fatsa sokakları müteahhitlerin keyfince sürdürülmüş plansız kanalizasyon çalışmaları nedeniyle köstebek yuvasına dönmüştü. Bütün Fatsa'nın sokaklarının temizlenerek yeniden yapılması işine teknik adamların "yıllar sürer" demelerine rağmen halkın gönüllü katılımı ve çevre ilçelerin makine ve ekipman yardımıyla çamur Fatsa'dan 2-3 ay içinde sökülüp atıldı ve ilçeye 4 km.lik yeni bir cadde yapıldı. Kampanyaya tüm ülkeden devrimcilerden gönüllü katılanlar oldu.

"Çamura Son Kampanyası"nın ardından "Fatsa Halk Kültür Şenliği" düzenlendi. Şenlik boyunca her türden sanatsal ya da kültürel etkinlikte doğrudan halkın katılımı gözetildi. Büyük kentlerde yaşayan aydınların, demokratların, sosyalistlerin; sanatçıların da katıldığı şenlik, aynı zamanda bu insanların Fatsa'da olup bitenlere tanıklık etmelerine vesile oldu.

Fatsa'da içki, kumar, kadınlara dayak atılması gibi alışkanlıklara karşı mücadele edildi. Tefeci-tüccarların elinde bulunan köylülere ait borç faizi senetleri önemli ölçüde ortadan kaldırıldı. Yol, su, kanalizasyon gibi sorunların halkın katılımı sağlanarak çözülmesi doğrultusunda adımlar atıldı. Geniş köylü kitlesinin katıldığı fındık mitingleri düzenlendi. Arazi anlaşmazlıklarından kan davalarına, köy kavgalarından aile içi sorunlara kadar her türden sorun halk tarafından devrimcilerin önüne getirilmeye başlandı ve devrimciler, bu sorunları halkla birlikte çözmeye çalıştı.

Bütün bu gelişmeler devlet yetkilileri tarafından bekleneceği üzere derin bir kaygıyla izleniyordu. Öyle ki, 50'nin üzerinde insanın öldüğü Çorum'da Alevi mahalallere faşist saldırılar sırasında dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, "Çorum'u bırakın, Fatsa'ya bakın” diyordu.

Günlerce öyle bir gerilim yaratılmıştı ki, askeri, birliklerin ilçeye girişinde savaş çıkacakmış gibi bir hava yaratılmıştı. Oysa, o günlerde kopartılan yaygaralara karşı, ilçenin Belediye Başkanı AP, CHP ve MSP ilçe başkanlarıyla birlikte kopartılan yaygaranın asılsız olduğunu gazeteler aracılığıyla duyurmaya çalışıyor; bu küçük-yoksul ilçe insanları üzerinde oynanmak istenen oyunları açığa çıkarmak için çırpınıyorlar; gerçekleri görmesi için Demirel'i Fatsa'ya davet ediyorlardı. Ama Demirel'in derdi başkaydı ve koparılan yaygara o kadar gürültülüydü ki, kimse onları duymadı ve duymak istemedi.

Böyle bir gürültü ve toz duman içerisinde zırhlı birlikler eşliğindeki güvenlik kuvvetleri ilçeye girdiler! Güvenlik kuvvetlerine herhangi bir karşı koyma olmadı. İlçede büyük bir arama tarama operasyonuna girişildi ve 16 ruhsatsız tabanca ele geçirildi! Demirel'in "Çorum'u bırak Fatsa'ya bak" sözleriyle, Çorum'daki 50'ye yakin ölü, yakılıp yıkılan evler, barikatlar ve sabahtan akşama susmayan otomatik silahlardan başını kaldıran herkes, Fatsa'da işte bunları gördü:16 ruhsatsız tabanca!

Ve güvenlik kuvvetlerine yol gösteren yüzleri maskeli bazı sivil şahıslar. Şehirde arama yapan ekiplerin önünden giden bu "maskeli siviller" bazı kişileri gösteriyor, güvenlik kuvvetleri de onları gözaltına alıyordu. Gazeteciler, bu maskelileri merak ettiler ve bu maskeli sivil şahısların bazılarının cinayet işledikleri için polis tarafından aranan Ülkü Ocaklı militanlar olduklarını öğrendiler. Evet, aynen böyle: Silahlı saldırılara katılan, cinayet işleyen ve bu suçlarından dolayı sözde güvenlik kuvvetleri tarafından "aranan" faşist militanlar, Fatsa halkı tarafından tanınmasın diye, yüzlerine maske takılarak güvenlik kuvvetlerinin düzenlediği operasyonlara katılıyor, rehberlik ediyorlardı. Gazeteciler, Vali Reşat Akkaya'ya bu durumu sorduklarında Akkaya onların "ülkücü ve aranan şahıs olmalarının önemli olmadığını, savaşta hayat kadınlarından bile yararlanılabileceğini" söyledi.

Fatsa Nokta Operasyonu, Demirel açısından fiyasko ile sonuçlanmıştı. Başbakan, alınan sonucu yetersiz buluyordu. 3 Ağustos günü yapılan sıkıyönetim koordinasyon toplantısında okuduğu raporunda, "Fatsa'da meydana gelen olay, Fatsa Cumhuriyeti olayıdır. Orada devlet yoktur. Seyirci kalmıştır. Henüz Fatsa'nın başındayız. Kökünde Kızıldere vardır. Bu mesele yarım bırakılamaz. Bırakılırsa yüz Fatsa çıkar" diyordu

Çünkü Fatsa'da çıkarlarını korumaya kararlı bir halk vardı. Sömürüye hayır diyen bir halk vardı. Fatsa'nın karışması, kana bulanması gerekiyordu. Devletin Valisi R.Akkaya göreve başlamadan önce 11 Temmuz 1980'e dek 14 öldürme olayı olmuştu Fatsa'da. 11 Temmuz 1980'den 12 Eylül'e kadar ise (2 ayda!), tam 56 öldürme olayı yaşanacaktı.

1977 Haziran'ında Fatsa Halkevleri Şube Başkanı Kemal Kara'nın öldürülmesiyle başlayan saldırı, üç yıl sonra amacına ulaşmış, Fatsa'nın kararlı direnişi, bir askeri müdahalenin somut nedenleri arasına konulmuştu

9 Temmuz günü bir demeç veren Demirel, "küçük terör odaklarının kurutulacağını" söyledi. Fatsa, Erzincan ve Sarıkamış'tan getirilen askeri birlikler tarafından kuşatıldı.

Fatsa'nın CHP, AP ve MSP'li ilçe başkanları,11 Temmuz'da bu gelişmeler üzerine gazetelere bir açıklama yaparak şöyle dediler:

"Her yerde kan var. Biz burada huzur içindeyiz. "Fatsa'ya pasaportsuz girilmiyor" gibi söylentiler yalandır. Fatsa halkı için dosyalardan, dedikodulardan, fısıltılardan aldığınız bilgilerle karar vermeyin. Bizlerle değil, halkla görüşün."

İşte "Nokta" operasyonu bu ortamda başladı ve gelişti. Operasyon sırasında bütün Fatsa'yı ev ev, didik didik aradılar; Su Ürünleri binası hemen bir işkence hane haline getirildi.

Fikri Sönmez 11 Temmuz günü bir basın toplantısı düzenleyerek, günlerdir bir kısım basında ve televizyonda Fatsa hakkında süren spekülasyonlara cevap vermek niyetindeydi. 10 Temmuz'u 11 Temmuz'a bağlayan gece sabaha kadar bu toplantının hazırlıklarını sürdürdü. Ancak 11 Temmuz sabahı Aralarında Belediye Başkanı Fikri Sönmez'in de bulunduğu 390 kişi gözaltına alındı ve vakit yitirilmeden işkenceden geçirilmeye başlandı. Sivil faşist terör ile devlet terörü elbirliği içinde Fatsa'nın üzerine bir kâbus gibi çöktü.

MHP'li faşistler, Vali Reşat Akkaya eliyle operasyondan hemen sonra Fatsa'ya yerleştirildi; Vali onlara dernek açmaları için kendi elleriyle bir bina tuttu. Kalacak yerleri olmayan faşistlere her gün ilçeye gelip akşamları dönebilmeleri için özel otobüs seferleri düzenledi. Faşistler bellerindeki silahlarla caddelerde boy göstermeye, halka zulmetmeye, haraç toplamaya başladılar. Fatsa'da büyük bir operasyonla günlerce silah arayan polisler, bu katilleri ve bellerindeki silahları görmezden geldiler.

Ardından 12 Eylül koşullarında cezaevi yaşamı başladı. Fikri Sönmez yargılandığı dönemde de gerici basının boy hedefi oldu. Özellikle Tercüman gazetesinde sık sık "Terzi Fikri"li yalan-yanlış haberler yer alıyordu. Bu gazeteyi yönetenlerin bir çoğu şimdi “demokratın daniskası” olarak gazeteciliğe devam ediyor.

Fikri Sönmez, ilerlemiş yaşına rağmen cezaevi direnişlerinin en önünde yer aldı. Amasya Cezaevi'ndeki direnişi kırmak için bir işkence merkezi olan Suluova Et Balık Kurumu'na götürülen 25 kişiden biri de Fikri Sönmez'di. Orada 3 ay boyunca işkence gördüler ama direniş kırılamadı.

İşkenceler, cezaevleri, mahkemeler zaten yıllardır önemsemediği sağlığını iyiden iyiye bozdu. Kalbi, bütün bu yükü daha fazla kaldıramadı ve 4 Mayıs 1985 günü hayata veda etti.

Yandaş Haber Merkezi morbeyaz.net

Bu haberi yaparak reklamını yapmış olsam da, düşüncelerimi yazmazsam rahat edemeyeceğim. http://www.facebook.com/Fidangor adresinde teleferikle ilgili bir şey paylaşılmış, paylaşan arkadaş da cemaatteki fettoşçuların hoşuna gitmeyecek türde bişey yazmış. Bunu gören morbeyaz.net 'in yöneticisi de kişisel cemaat görünümünü bozmayarak Fidangör'e leke atmakta buluyor çareyi ve başka bir yandaşının sorduğu soruya "Başkandan denizliye giderken mazot alacaklardır ne ayak olacak..." diye cevap veriyor.



Şimdi Önder Yılmaz kardeş Fidangör olarak Denizli'ye giderken keşke belediyeden veya başka biryerden mazot alabilsek de bu yazdığın şey doğru olsa. Keşke diyorum, çünkü belediyenin bu konuda bize destek vermesine çocuklar gibi sevinirim. Cebimizden otobüs parası 60 lira vereceğimize 30 lira vermiş oluruz ki, sizin yandaşlarınız Murat Hazinedar''ın reklamını açık şekilde yapıyor, kalkmış bize bu grup siyaset için mi kurulmuş diyorsunuz. Sizin bu yazdıklarınıza " Dinime söven de müslüman olsa! " diye cevap veresim geliyor.

Orduspor herkesin kaldıramayacağı bir takımdır. Dikkat edin kendinize...

Ayrıca belediyeden yardım alacak olsak buna sizin de sevinmeniz gerekiyor. Ordu Belediyesi, taraftara yardım ediyor gibisinden ki üstte yazdım ama yine yazacağım sizin yandaş adamlarınız Kütahya'ya giderken kimden yardım aldı ve şu an sitelerinde kimin reklamı var? Önce bi bunu göz önünde bulundur.

Burası soL Serbest Blog, bende cemaat ve cemaatçi düşmanı birisiyim. Referanduma " Evet " veren bir insanı ADAM yerine koyup da sana cevap yazıyorsam bu senin şerefsizliğinden değil, benim adamlığımdan kaynaklanıyordur.

Fettoşuna, tayyipciğine, yalakalarına, yandaşlarına, cemaatçilere, yobazlara, koyunlara soL Serbest'ten selam ola...

26 Nisan 2011 Salı

Çakmanın Çakması "orduspor.org.tr"



Yukarıda gördüğünüz gibi sırasıyla Manchester United, Galatasaray ve Orduspor'umuzun resmi internet sitelerinin görüntüleri var. Sırasıyla resimlerin üzerine tıklayın ve özenti olmanın acısını yaşayın. Özellikle sol menüye dikkat edin. Galatasaray Manchester'dan çalmış, bizimkiler de Galatasaray'dan çalmış. Hepsini geçtim hemen hemen menü isimleri bile aynı. "Yönetimden Mektup" bölümü var ki iki kulüp sitesinde de aynı şekilde.

Bunlar kimin başının altından çıkıyor veya resmi sitemiz için (orduspor.org.tr) kulübümüzden kaç para çıkıyor bunları tartışılır ancak verilen paraların hepsi boşa gidiyor. Bu kadar özentilik olmaz, hırsızlık olmaz.

Son zamanlarda Ordu'lu duruşunu, yüreğini taşıyamayan insanların olması insanların canını sıkıyor. Biz kimsenin yalaması, yalakası değiliz.

25 Nisan 2011 Pazartesi

Dün Gece Tesisteydik !



Dün gece 8 arkadaşımızla saat 23:00 sularında tesislere gittik. Dışarıda duran bi kaç adam sesimizi duyunca içeri kaçtı. Sevdamızın katilleri diye bağırdık. Hazırlıklı ve planlı gitmedik. Hazırlıklı gitseydik bu kadar kolay kurtulamazlardı. Bizi görünce kapıyı kapatıp, kilitlediler. Biz de haliyle dışarıdan mevzumuzu dile getirdik. Antrenman sahasındaki pankartlara gereken notları yazdık. İbrahim Şahin'i kutsal formanın içerisinde görmek istemediğimizi de haykırdık. Güvenlik görevlisi yerini terkedip binanın içine kaçtı.

Ordu'yu ve Orduspor'u sahipsiz sanmasınlar istedik. Futbolcu olmak sadece kutsal formayı giyip sahaya çıkmak olmadığını anlattık.

Bunu fırtına öncesi sessizlik olarak kabul etsinler. Ordu'da futbolcu katliamı yaptırmasınlar bize. İbrahim Şahin, Abdullah Çetin ayağını denk alsın.

Sokaklar bizim, sokaklarda görmeyelim...

18 Nisan 2011 Pazartesi

Karadeniz Dayanışması Böyle Olmaz!

Dün akşam oynanan Trabzonspor - Bursaspor karşılaşmasında 52. 53. ve 55. dakikada skorborda sırasıyla Şampiyon Orduspor, Şampiyon Rizespor ve Şampiyon Samsunspor yazan Trabzonspor Kulübü ve saygı değer medya mensupları bunu Karadeniz Birliği ve Dayanışması olarak yorumlamaktadır.
Anlaşılan o ki birileri eski yıllarına dönmek istiyor...

Bank Asya 1. Lig'de mücadele eden Giresunspor'u görmezlikten gelen bu hareketi herkesin kınaması gerekirken, özellikle skorborddaki takımların kulüplerinden Trabzonspor Kulübü'ne teşekkür mesajları yağıyor. Eğer Karadeniz Dayanışması olsaydı bu yapılanlar Şampiyon yazacaklarına "Başarılar Orduspor, Samsunspor, Giresunspor, Rizespor, Tokatspor, Karabükspor" yazarlardı. Sadece 1. Lig'deki takımları yazdılar oysa ki sadece Giresunspor için bile olsa bütün takımların başına "ŞAMPİYON" yerine "BAŞARILAR" yazmaları daha anlamlı ve hoş olurdu bu sayede Giresunspor'u da yazabilirlerdi. Trabzonspor Kulübü'nün bu yaptığı olay tamamen menfaat uğruna yapılmıştır.
Herkesi mantıklı düşünmeye davet ediyorum.

Tekrar hatırlatalım ki Orduspor Süper Lig'den düştüğü yıldan bu yana Trabzonspor şampiyon olamamıştır.
Durum Karadeniz Dayanışması olarak gözüktüğü için böyle bir yazı yazdım. Yoksa herkes bilir biz Karadeniz'de hiçbir takımı sevmeyiz! Özellikle de Ğiresunspor'u...